SAÇMA

Tarih: 2 Mart 2018

Kendine kalıyor insan, eninde sonunda… Sen bize iyi bak Tanrım, sevdalı kullarına…

“Saçma” diyordu Candan… Haklıydı da… Birine “Kendine iyi bak” demenin ne faydası dokundu bugüne kadar? Kime ne faydası oldu? Boş, sıradan, birkaç gram ağırlığında bile değil aslında, karşında ‘dev’ gibi duran o cümle.

Söyleyene değil, söylenene ağırdır bu kelimeler. Söyleyen söyler, arkasını döner ve gider. Asıl yük bu cümleyi işitenin omuzlarındadır. Omzunda onca ton ağırlığındaki o yük yüzünden kalkamazsın yerinden. Eski sen değilsindir de artık. Anlarsın… Yeşilçam filmlerinin o umut saçan sahnelerindeki gibi değildir çoğu zaman hayat. Gerçek, ağır bir tokat gibi çarpar suratına. Küfredersin yaşadıklarına… Ağzının bu denli bozulmuş olduğuna da inanamazsın. Ayıplarsın kendini lâkin o da faydasızdır.

“Kendine iyi bak…”

Bunu söyleyenin arkasından ciğerlerin yırtılırcasına bağırmışsındır, kim bilir kaç saat, kaç gün, kaç ay, kaç yıl… Nafile. Hiç faydası yoktur. Ciğerlerinin parçalanmasıyla kalırsın, omzundaki o tonlarca ağırlıkla, yerinden bile kalkamadan.

Ne kadar yorulduğunu çok sonra anlarsın… Cem Baba’nın sesini duymaya başlarsın, çok derinden…

 

Sabah dokuz… Bi’ kahve, iki üç şarkı, pencereden dışarıya doğru atılan donuk, umutsuz bakışlar… Geçmeyen saatlerin içinde boğulduğunu düşünürsün. Hava çoktan kararmıştır ancak saate baktığında öğleden sonra üç olduğunu fark edersin. Ufak ufak delirmeye başladığını düşünürsün.

“Kendine iyi bak…”

O ses, sesin sahibi, yüzü, elleri, silinmeye başlamıştır hafızandan. İsmi neydi diye düşünürken, artık buna bile birkaç dakika ayırıyor olmana şaşırırsın. Elinde ona ait tek bir hatıra kalır; kokusu.

Bir şeyler karalamaya başlarsın, önce birkaç cümle, sonra birkaç dize, birkaç şarkı… Yazarsın. Hava karanlık, saat öğleden sonra üç.

“Aah! Yine aynı deli saçmalıklarını üreten zihnimin en dibinde, hücredeyim… Çıkarın beni buradan!”

Ne o? Duyan olmadı değil mi? Başladın karalamaya yine… Deli dediklerinin neden, nasıl delirdiğini düşünmeye başladın… Düşün tabii.

İşte böyle başlıyor bu işler. Birkaç dize, birkaç şarkı, birkaç cümleyle.

“Kendine iyi bak…”

Düşündükçe çıldıracak gibi oluyorsun işte böyle. Kim akıllı, kim deli, ya da akıllımız gerçekten akıllı mı, ben mi deliyim yoksa onlar mı, kim neyin peşinde? Kim bu hayatın neresinde?

Böyle böyle başlıyor bu işler işte…

Bu satırları yazan kim, okuyan hanginiz? O da belli değil.

Boş ver… Sen yazdın, ben okuyorum. Bugün de böyle olsun.

“Kendine iyi bak…”

A.


[There are no radio stations in the database]