BİR BEBEK ÖZLEMİNDE, BİR KARDEŞ SELAMINDA.. | AHMET KAYA

Tarih: 16 Kasım 2017

Yakamozdu O.
1957 yılında aslen Adıyamanlı bir ailenin beşinci çocuğu olarak Malatya’da dünyaya geldi.
Daha 6 yaşındayken, babasının hediye ettiği bağlamayla müziğe aşık oldu..
Müzik de O’na.
Okul sonrasında, gün içinde kaset ve plak satan bir dükkanda çalışmaya başladı.
Maddi sorunlar yüzünden, 1972 yılında ailecek İstanbul’a, Kocamustafapaşa’ya göç ettiler. Babasına yardım etmek için, okulundan vazgeçip işportacılık, çıraklık gibi işler yapmaya başladı.
Fakat İstanbul’a alışamıyordu.. Alışmak istemiyordu. Liseyi açık öğretimden bitirdi.
Çocuk aklının ve hüzünlü kalbinin, sesini hisleriyle titreten bir adama dönüşeceği çoktan belliydi.

 

Onlarla konuşmuyordum çünkü onlarla konuşamıyordum.. Giyimleri başkaydı, konuşmaları başkaydı. Onlar gibi konuşmaya çalışıyordum. Mesela terziye gidip, onlar gibi pantolon diktirmeye filan başlamıştım. Terzinin yaptırdığı pantolonların üzerime uymadığını görüyordum. Onlara yakışıyordu, bana yakışmıyordu.

Bir kız vardı bizim okulda.. Herkesin bir aşkı vardır, çocukluk aşkı. Bir gün gittim dedim ki, “biraz seninle konuşsak beş dakika, kaçıyorsun hep”.. Bana dedi ki “rica ederim”.. Öyle bir ağrıma gitti ki, “ben de sana rica ederim’ dedim. Ben o zaman anlamını bilmiyordum, yani onu bir küfür zannettim..

 

Daha sonra Eğitim Enstitüsü’nün Keman bölümüne girdi. Birkaç arkadaşıyla beraber Halk Birimleri Derneği’ne katıldı ve orada da çeşitli etkinliklerde bağlama çalmaya devam etti. Kendi kendine öğrendiği için, hiçbir metoda uymuyordu..
Kısa bir süre de olsa Ferdi Tayfur orkestrasında bağlama çaldı.

 

 

On altı yaşında yasadışı afiş basmaktan kısa süre de olsa hapse atıldı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan bir etkinlikte Ruhi Su ile tanışma fırsatı buldu ve Mahsus Mahal isimli Ruhi Su türküsünü kendisine çalıp, söylemeye başladı. Ruhi Su, “Bağlama öyle çalınmaz, onunla kavga edilmez; bağlama ile meşk edilir!” dedi ve şarkıyı ne yazık ki yarıda kesti.. Daha sonralarında düzenleyecekleri etkinlikte, Ahmet Kaya’nın afişinde “Bağlama böyle de çalınır!” yazacaktı.
1978 yılında Gelibolu’da askerlik yaptı, askeri orkestrada müzik çalışmalarına devam etti. Askerlik bittiğinde Emine Kaya ile evlendi ve 1987 yılında kızları Çiğdem doğdu.

 

1)Ahmet Kaya – Çiğdem Çiçek

 

İşsiz kaldı. Ciddi maddi sıkıntılara Ahmet Kaya ile beraber göğüs geremeyen eşi, kızını da alıp O’nu terk etti.
Ekonomik sorunlarından ve “çirkin hayat”tan kurtulmak umuduyla kendi deyimiyle “sistemin tersine hareket” ederek hapse girmeye çalıştı. Bunun için şarkı söyleyecekti. Nazım Hikmet’ten, Ahmed Arif’ten, Sabahattin Ali’den şiirler besteleyip albümüne koydu.. Büyük çabalar sonucu çıkardığı Ağlama Bebeğim albümünü 1984 yılında yayınladı.
Yatacağı sürenin çok fazla olmaması için ise albüme bir tane de Mehmet Akif bestesi koymuştu.
Fakat, albüm çıktıktan sonra öyle ses getirdi ki, Ahmet Kaya, bir sonraki albümü için çalışmaya başladı.

 

2)Ahmet Kaya – Geçmiyor Günler

 

3)Ahmet Kaya – Ağlama Bebeğim

 

 

1985’te ikinci albümü Acılara Tutunmak için birinci albümde olduğu gibi Değişim Stüdyosu’yla anlaştı.
Stüdyonun sahibi, o sıralarda Metris Askeri Cezaevi’nde olan Selda Bağcan’ın kardeşi Sezer Bağcan’dı..
Cezaevinde tanıştığı 12 Eylül Darbesi mağduru Gülten Hayaloğlu ile Ahmet Kaya’nın tanışmasına aracılık etti. Albüm yayımlandıktan sonra hemen evlendiler. 
Bir yanımız yaprak dökerken, bir yanımız bahar bahçe idi..

 

4)Ahmet Kaya – Acılara Tutunmak

 

 

5)Ahmet Kaya – Öyle Bir Yerdeyim Ki

 

 

Gülten Hayaloğlu, hapishanede idam cezasına mahkûm olan Nevzat Çelik’in Şafak Türküsü şiirini Ahmet Kaya’ya iletti.. Böyle acı bir şiirle beraber, geniş kitlelerce tanınması sağlanan albüm, 1985 yılında yapılıp, 1986’da piyasaya çıkan Şafak Türküsü oldu. Bu albümde aranjör Oğuz Abadan’la çalıştı ve hemen hemen tüm besteleri kendisi yaptı..

“Ölümü özledim anne; yaşamak isterken delice..”

 

6)Ahmet Kaya – Şafak Türküsü

 

7)Ahmet Kaya – Tutuşur Dizelerim

 

 

Aynı yıl An Gelir albümünü yayınladı.
1987 yılında kızı Melis Kaya doğdu.
Bazı albümlerinde ikilinin problemleri nedeniyle Yusuf Hayaloğlu şiirleri yer almamakta.. Sevgi Duvarı ve Şarkılarım Dağlara albümlerinde olduğu gibi.
Ve ilginçtir ki, bütün otoriteler, bu albümlerin Ahmet Kaya’nın en iyi albümleri olduğunu söyledi.

 

8)Ahmet Kaya – Kendine İyi Bak

 

 

9)Ahmet Kaya – Şiire Gazele

 

 

10)Ahmet Kaya – Hep Sonradan

11)Ahmet Kaya – Kum Gibi

 

Sevgi Duvarı ve Şarkılarım Dağlara albümleri arasında çıkardığı Başım Belada, Dokunma Yanarsın ve Tedirgin isimli albümler de delice dinleniyordu..

Ard arda piyasaya sürdüğü şarkılarla, “Kürt asıllı bir Türk vatandaşı” olmasıyla ve yanlış anlaşılan açıklamalarıyla siyasi amaçları olan biriymiş gibi davranıldı yıllarca O’na.. Engel olamadığı bu durum yüzünden birçok kez yargılandı ve hemen hemen her söylediği çarpıtılarak manşetlere taşındı. Doğruları anlatamıyordu. Her yanında insanlar, susmuştu.

 

İçimde Ölen Biri adlı şarkıyı piyanosu başında beste çalışması yaparken tesadüfi olarak şarkının nakarat kısmını çalmasıyla yaptı. Daha sonra bu melodinin üzerine söz yazdı ve şarkı, ilk hali hiç değişmeden albümdeki yerini aldı.

 

12)Ahmet Kaya – İçimde Ölen Biri Var

13)Ahmet Kaya – Başım Belada

14)Ahmet Kaya – Ayrılığın Hediyesi

 

15)Ahmet Kaya – Mahur (Müjganla Ben Ağlaşırız)

 

16)Ahmet Kaya – Dardayım

 

Beni Bul, Yıldızlar ve Yakamoz ve Dosta Düşmana Karşı albümleriyle ne yazık ki sona yaklaşıyordu.

10 Şubat 1999 tarihinde, akşam saatlerinde Kaya, Fifa 99 oynuyordu ve eşinin ısrarları üzerine son anda bilgisayar başından kalkıp Magazin Gazetecileri Derneği Ödül Töreni’ne katıldı. Tamamen ayıp olmasın diye ısrar üzerine gittiği törende yaptığı konuşma ile adeta linç kampanyasına maruz kaldı.
Gördüğü haksız baskıya dayanamayıp, Paris’e taşındı..

 

17)Ahmet Kaya – Beni Vur

 

18)Ahmet Kaya – Arka Mahalle

 

19)Ahmet Kaya – Beni Bul

 

Tatar Ramazan filmi için kendisinden film müziği isteyen Kadir İnanır’ı kırmadı ve filmin müziklerini hiçbir ücret talep etmeden yaptı. Ayrıca yine aynı filmde Tatar Ramazan karakteri tarafından, bir Yusuf Hayaloğlu bestesi olan Şu Dağlarda Kar Olsaydım türküsü Ahmet Kaya’nın sesiyle söylendi..

 

20)Ahmet Kaya – Şu Dağlarda Kar Olsaydım

 

Kendisinin en sevdiği şarkısı Ağladıkça idi.

 

21)Ahmet Kaya – Ağladıkça

 

 

16 Kasım 2000’de, Hoşçakalın Gözüm isimli albümünün kayıtlarını yaparken, Paris’in Porte de Versailles semtindeki evinde, karanlık bir gecede, kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

2002 yılında Ahmet Kaya’nın şarkılarını 20 ünlü sanatçının söylediği Dinle Sevgili Ülkem isimli bir albüm yapıldı. Ağırlığı 3.5 tonu bulan mezarının üzerinde kardelen motifleri, enstrümanlar, Kastamonu yazması deseni, İstanbul silueti, şarkı sözleri ve büstü bulunmakta.. Kalsın Benim Davam ve Gözlerim Bin Yaşında adlarında albümleri de yayınlandı.

4 Eylül 2007’de Türkiye’de kendi ismine açılan tek yer olan Ahmet Kaya Halk Evi, Batman’da açıldı.
Haziran 2012’de Magazin Gazetecileri Derneği tarafından Ahmet Kaya Özel Ödülü verileceği açıklandı.
28 Ekim 2013’te 2013 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nde ‘müzik’ alanındaki ödül Ahmet Kaya’ya verildi..

 

Öldüğümde değil, yaşarken anlayın beni..

 

22)Ahmet Kaya – Adı Bahtiyar

 


Paris’te sürgündeyken, O’nu ziyaret eden tek sanatçı, Aşık Mahzuni Şerif’ti.
Henüz 43 yaşındaydı.
Ahmet Kaya’nın portresi kazınan mezarının mermerleri en sevdiği çiçeklerle; kardelenlerle işlendi.
Mermerin üst kısmına ‘Hoşça kal sevgili ülkem’ yazıldı.
Suçu saz çalmaktı, öğrendiği kadar..

Sen hala, bir kardeş selamında..
Huzurla uyu Ahmet Kaya.

 

Pişman İnsanlar Cemiyeti – Ardı Ardına Ahmet Kaya Dinlemek


Okumaya Devam Et

[There are no radio stations in the database]