Bütün Kaygıları Kurtarmak

Tarih: 11 Temmuz 2018

Köşede, saklanmış, izliyor.
Telaşa lüzum yok.
Hiçliğiyle, elinde bir kağıt bir de kurşun kalemle öylece duruyor, merak etme.
Saatte sıfır kilometre hızla, ilerliyor.

Sabit ve baskın fikirler.

 

Kaleminin ucu o kadar yumuşak ki, değdiği yer; okyanusta yüzen küçük bir balığı andırıyor.
Bilirsin; memleketin en güzide caddelerinde taşları yırtarak koşanlar ve hiçbir yere varamayanlar tarafından kalemle kağıt çoktan unutulmuştur. Birkaç tuştan ibaret zannedilen bütün mekanizmaların sözde aforizmaları asılmıştır dolapların üstüne ve dolapların kapakları ardına kadar kilitlenmiştir.

Çaresi bol güvensizlik.

Sessizlik yeri göğü inletiyor.
Ve bilirsin, olası bir suçun aşağılık kanıtları süratle ortadan böyle kaldırılır; susarak.
Gencecik biri gencecik bir çiçek koklarken, birileri oyun oynarken, biri evine dönerken, bazen okula giderken, biri hiç konuşamazken, biri daha dünyanın kaç bucak olduğunu bilemezken, bu köşelerin hepsi meskenliyken şimdi; ormanlar hala nasıl bu kadar yeşil?
Böyle yeşil işte!
Yeşili duy, bu kırmızı sessizlikte.

Eli ayağı titreten bir boş vermişlik kokusu, asfalt kokusunu bastırıyor.
Rota yeniden hesaplanıyor..
İnsanoğlu şimdi yeniden tanımlanıyor: Umulmaz, unutmaz, uslanmaz!

Acının bile kaybedişi.
Masumiyetin yaralı gidişi.

Gidişi.
Kaybedişi.
Dişi.
Çocuk.
Köpek.
Yokluk.

 

Ah nasıl dağlara bir gün
Ey yorgun atlar, ey geri dönenler, sayı bilmeyen çocuklar
Ey bir gün
Çiçek açmak bir gün
Dağlara, dağlara
Birer birer dağlara..

Turgut UYAR

 

Kılıçlar çekiliyor.
Bir iç çekiliyor, adına sızı denir bunun.
Bildiğin her yerden yüzlerce gülüş, yazgıları veya yazgı diye inandıkları masalları geçiyor.
Salıncaklar geçiyor.
Bir kağıt, bir de kalem geçiyor.
Biçimsiz kazaklar, çokça paralar geçiyor.
Bir iki de şiir geçiyor.
Çıldırır gibi çığlıklar, ağıtlar geçiyor.
Hiç geçmiyor.
Ayak izlerini mi yoksa hatıraları mı özümsemek daha doğru?
Doğru nedir? Yanlışa kim karar verir?
Beyin mi? Bir saplantı mı? Ruhu acımış birileri mi?

 

Hür ve kağıt gibi kalpler.


Güç orantısız değil keskinliktir ki o da, incelikten geçer.

 

Karşı pencereden başka hiçbir yeri görmek şansı tanınmamış pervazların sesini duyan var mı?
Sese cevap verebilecek cesareti olan var mı?
Saatte sıfır kilometre hızla, peşinden gelmekte acı.

 

 

Hala orada.
Telaşa lüzum yok.
Öylece durmakta kaygı.

Korku ve kederden duvara el izlerini salmış kaygılar, gün doğmadan da oradaydı.
Senin olanı hemen terk edemezsin.
Senin değilse de eğer..
Kendinden kurtar onları.

Eğit, yaşat, onları kurtar.
İnsanlığı insanlardan sen kurtar.
Büyüt, öğret, koru; onları kurtar.
Yaşamayı kurtar bir gün daha.
Ellerinde var olur, bir dünya.

Düşlerinde özgür dünya..

 

Köşeye bakmadan evine giden sokağı nasıl dönebilirsin?
Bir çocuğun saçlarını okşamadan..
Nasıl yaşadım diyebilirsin?

Yaşamazsan, ölemezsin de!

 

Ayşe Aslıhan Yoran


[There are no radio stations in the database]