CEMİYET RÖPORTAJLARI: EZGİ AKTAN

Tarih: 8 Temmuz 2017

Çok yakın bir zamanda yazmıştık Ezgi Aktan‘ı.. Hatta ona, “Umut Sesli Kadın” yakıştırmasını uygun bulmuştuk.. Bugün, o umut veren sesiyle herkesin kendini iyi hissetmesini sağlayan sevgili Ezgi Aktan’la sohbet ettik.. Ezgi, çocukluğundan bugüne uzanan şarkı söyleme tutkusundan tutun da, hep gülen yüzünün içinde sakladığı hüzünlü çocuğa kadar, kendine dair çok şey anlattı..

REHA
: Hoş geldin Ezgi.. Nasılsın?

EZGİ AKTAN: Hoş buldum Reha, iyiyim ya sen nasılsın?

REHA: İyiyim ben de teşekkür ederim.. Cemiyet’te üçüncü röportajımızı Ezgi Aktan’la gerçekleştiriyoruz.. Aslında, sohbetvari ilerleyen bir söyleşi diyebiliriz tam olarak, röportaj gibi değil yani.. Benim sana birtakım sorularım olacak, biraz zor sorular tercih ettim..

EZGİ AKTAN: Neyse ki Cevaplar Kitabı var!

REHA: ÖSS’de kaç puan almıştın? ÖSS vardı değil mi bir zamanlar? Neyse.. Öncelikle hoş geldin.. Biz seni Cemiyet olarak yakından takip ediyoruz.. Hayranın diyebileceğimiz dinleyicilerimiz de mevcut.. Hatta bizim CEO’muz Ardıl, senin büyük bir hayranın olabilir.. Şimdi öncelikle, çocukluk yıllarında başlayan bir müzik hayatın var.. Klasik olacak biraz ama, oradan başlayalım..

EZGİ AKTAN: Klasiktir ya işte, küçücükken annemlere şarkı söylerdim vs.. Hakikaten öyle ama.. Duyduğum her şeyi taklit etmeye çalışıyordum.. Sezen Aksu şarkılarında mesela, içimden söylüyor ve “Ya gerçekten güzel oluyor” diyordum.. Böyle böyle oldu..

REHA: Erkek çocukları ortada gezinirken sen baya şarkı söylüyordun o halde..

EZGİ AKTAN: E tabii işte tarağı mikrofon yapıp gösteri yapıyordum..

REHA: Akraba konserlerin oldu mu, halk konseri gibi hani..

EZGİ AKTAN: Evet evet, evde kim varsa işte.. Aile dostlarımız gelirdi mesela.. Hadi bakalım, küçük çocuklar olarak toplanıp, küçük bir orkestra kurup şarkıları çalıştık işte oyuncak, org vs.. Çıkıp o eşe dosta konser veriyorduk, onlar da mutlu numarası yapıyorlardı..

REHA: Bu durum lise hayatında da devam etmiş bildiğim kadarı ile..

EZGİ AKTAN: O zamanlarda da korolarda söylüyordum.. Gitar çalan birileri varsa belki işte onlarla minik minik gruplar kuruyorduk.. Yalova’nın küçük kafelerinde çalıyorduk..

REHA: Peki, sanırım eşit ağırlıkçıydın değil mi? İktisat okudun..

EZGİ AKTAN: Baya çalışılmış! (Gülüşmeler)

REHA: Biliyoruz tabii.. Aynı yaşlarda olduğumuz için, aynı dönemin çocuklarıyız.. Istanbul’da okurken, müzikle uğraşmak senin için bir heves miydi yoksa bunu profesyonel olarak yapmayı hayal ediyor muydun?

EZGİ AKTAN: Yani bu derece, albümlerim olur, çok fazla şeyler yaşarım diye düşünmedim aslında.. Ancak Istanbul’a asıl geliş amacım müzikti.. Çünkü bütün müzisyenler Istanbul’da.. Yalova çok da yakın olduğu için Istanbul’a, benim bütün çocukluğum uzaktan Istanbul’a bakıp müzikle ilgili hayaller kurarak geçti.. “Istanbul’a gideceğim, ne okursam okuyayım” deyip buraya geldim..

REHA: Sonrasında ama Istanbul sana uğurlu da gelmiş olsa gerek ki, stüdyo çalışmalarına da dahil olmuşsun.. Gayda Istanbul, Kardeş Türküler, Ayşenur Kolivar gibi profesyonel isimlere vokal yapmışsın.. Onlarla tanışman nasıl oldu? Yalova’dan Istanbul’a gelip çevre yapmak da çok kolay değil..

EZGİ AKTAN: Evet benim şansım biraz yaver gitti.. Şansımın yaver gitmesi benden de kaynaklı aslında.. Yani, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin müzik kulübünde bir grup da kurabilirdim ama bir bakındım.. Çevredeki kulüplere baktım, herkes bir grup kuruyor.. Tamam o da başka ve güzel bir yol ama ben hep müzik okumak isteyip, işte annemler “Ama bi’ mesleğin olsun” dedikleri için konservatuvar yazmamış bir insandım.. Öğrenmek istiyordum, nedir bu müzik, teorisi nedir, biraz daha dolayım istiyordum.. Boğaziçi Üniversitesi’nin folklor kulübü vardı, müzik teorisi, çok sesli vokal gibi alanlarda bilgi sahibi olabileceğim.. Orada başladım.. Orası da Kardeş Türküler ile dirsek temasında bir kulüp.. Kendileriyle tanıştım ve sonra birden kendimi Harbiye Açıkhava sahnesinde buldum..

REHA: Ben de Kardeş Türküler dinlerim.. Zaten türkü bence en önemli unsurumuz..

EZGİ AKTAN: Çok daha ses geliştiren bir şey bu arada türkü.. Müzikal gelişimimde onların payı büyüktür..

REHA: Peki, sana tek kelime söyleyeceğim ve bununla ilgili senden birkaç cümle almak isteyeceğim.. Biraz magazinsel bi’ durum gibi oldu.. Kağıda bakma kopya çekmeye gerek yok, görüntü yok diye.. Sevgili Cemiyet dinleyenleri, Ezgi Aktan ben bu soruyu sorarken “Kim?” diye böyle teyakkuza geçti.. Cemiyet’teyiz ya saklımız
gizlimiz yok bizim.. Bu hareketi bile direkt açıkladım işte.. Aslında soru şu; Jehan Barbur.. Yollar nasıl kesişti?

EZGİ AKTAN: Ben Kardeş Türküler’deydim, bir şeyler yapıyordum ama hafif hafif back vocal durumu çok da tatmin etmemeye başlamıştı yani daha fazlasını istemeye başlamıştım.. Önde olmak meselesi de değil aslında.. Vokal yaparken de, “Bu şarkıyı da ben söyleyeyim” der ve önde söyleyebilirsin, bu anlamda sıkıntım yoktu.. Müzikle kurduğum bağın derinleşmesini istedim.. Nasıl olurunu düşündüm.. Beste yapabileceğimi çok fazla düşünmüyordum o dönem.. 2009-2010’dan bahsediyorum.. İşte tam da o dönemlerde Jehan Barbur, Birsen Tezer, yani onların başlattığı bir akım ortaya çıktı.. İşte onları gördükçe kendime de yakın hissettim.. Onların müziğini yapacağım demedim hiç ama onlar, standarttan farklı bir şey yapıyorlar.. Ben de onların müziğinden feyz alıp kendime bir yer edinebilirim fikrinin peşinden gittim.. Onları gördükçe oluşan bir şeydi bu..

REHA: Ada Müzik‘ten çıkan “İyi ki” albümün, ilk profesyonel albümün ki ben de çok beğenmiştim.. O zamanlar başka bir yerde çalışıyordum.. Aytek seninle konuşmuş muyduk, farklı kurumlardaydık ama? “İyi ki” albümü geldiğinde ben gerçekten albümü dinleyip mutlu olmuştum çünkü Sofar’dan da kaydını biliyorum..

AYTEK: Anımsıyorum ben bunu..

REHA: “İyi ki” çok keyifli bir işti.. Sonrasında da bu baharda yayımlanan “Gece” albümünden, yani aslında iki albümünden birden bahsedersen çok mutlu oluruz.. Yeni albüm çıktı diye ben “İyi ki” albümünü atlamak istemedim..

EZGİ AKTAN: O zaman ben böyle iki albümden birden, komple..

REHA: Tabii iki albümden birden, ortaya karışık bahsedip en son finalde şarkı söyleyebilirsin.. (Gülüşmeler) Profesyonel anlamda stüdyoya girme süreci nasıl başladı?

EZGİ AKTAN: Kendi şarkılarımızı mı yapsak diye düşünürken, yani o aşamadayken bir grup kurdum.. Hatta grup ismi düşünürken, nasıl olur, nasıl yaparız falan derken o grupla hiç sahne almadan, bu benim kendi projem olsun dedim.. Arkadaşlarım da, Nihal mesela, ta o ilk bulduğum isimlerden.. Onunla birlikte yapmaya başladık şarkıları.. Sonra baktım ki, düzenleme kafasıyla yaklaşan birine de ihtiyacım var.. Çünkü ben şarkıyı yazıyorum, besteliyorum, kafamda çalıyor ama onu nasıl gerçek hayata getireceğimi bilmiyorum.. Tam o an, yani ilk albümde epey bir süre o düzenlemeleri yapacak insanı aradık.. Burak Karataş ile yollarımız kesişti ve onunla çalışmaya başladık.. “İyi ki” albümünün hazırlık aşaması 3,5 yıl kadar sürdü.. Sonra Ada Müzik’e götürdük.. Bülent Forta sağ olsun beni çok cesaretlendiren bir konuşma yaptı ve oradan çıktı ilk albüm.. Rüya gibiydi benim için..

REHA: Ekol olmuş isimler de Ada Müzik’te tabii.. Birsen Tezer, Jehan Barbur..

AYTEK: Babam da orada işte..

REHA: Aa tabii, doğru.. Yani, senin için o isimlerle bir arada olmak nasıl bir duygu?

EZGİ AKTAN: Enteresan bir durum tabii.. Hayranlıkla dinlediğin isimlerle aynı platformda olmak.. İşte mesela Bülent Ortaçgil’in albümlerini dinlerken şimdi ona yakın olabilmek.. Yani onların çatısının altında olmak, ilk albüm için hele, benim adıma rüya gibi..

REHA: Çocukluktan itibaren müzik hakkında konuştuk.. Peki ya müzik haricinde ne yapar Ezgi Aktan?

EZGİ AKTAN: Müzik yapmadığı zaman müzikle ilgili hayaller kurar! Onları gerçekleştirmek için başka şeyler yapar..

REHA: Hayatının tamamında müzik var o halde.. Şey mi sorsaydık ya; “Ya aşk?” falan.. Yok yok öyle şeylere girmiyoruz biz.. Genel anlamda pozitif bir enerjin var.. Bunu sadece biz değil, seni tanıyan herkes söylüyordur.. İnsanları hani, yukarı çeken bir enerjin var.. Bazı karakterler vardır mesela işte Aytek gibi, hep aşağı çeker..

AYTEK: Enerji emiciyim ben..

REHA: Yani böyle bir güzel enerjiye sahipken, şarkılarında tam tersi bir durum var.. Bu denge nasıl sağlandı? İçinde bir psikopat var da bizim mi haberimiz yok?

EZGİ AKTAN: Ya hatırlarsın karikatür vardı; “O bana hoşt dediğinde ben de ona hav deseydim keşke” falan diye.. İşte benim hayatım öyle geçiyor.. Yani bir şeyler oluyor ve üzüldüğümü belli edemiyorum insanlara.. İçeride kahkaha atıp, odaya geçtiğimde şarkı yazıyordum hüzünlü bir halde..

REHA: İnsanlara hüznünü pek belli etmiyorsun yani..

EZGİ AKTAN: Neden öyle olmuş bilmiyorum da hani, aman beni üzeni üzmeyeyim hastalığı var bende.. Beni üzse de üzmeyeyim..

REHA: Bizi de üzdüler zamanında çok.. Peki, artık sonlara da geldik.. Hayata, pişmanlıklara bakış açın nedir? Senin pişmanlığın var mı? Genelde buna “hayır yok” cevabı alıyoruz çünkü tercih ettiğimiz isimler pişmanlıklardan fayda sağlayanlar diyebiliriz.. Bizim bu Cemiyet’i kurma amacımız da bu aslında.. Yani yapmayıp “Keşke” diyeceğimize, yapıp, bundan haz almak, pişman olmak gibi bi’ paradoks yarattık kendimizce..

EZGİ AKTAN: Pişmanlıkları hiç kafama takmıyorum ben de aslında yani çok barışık yaşıyorum pişmanlıklarla.. Dolayısı ile onlar da aslında pişmanlık olmuyorlar.. Yaşadım evet, içimde kalmadı.. Kendi kendime sorduğumda ileride cevap veremeyeceğim hiçbir şey yok.. Her şeyi kendi içimde çözüp çözüp, büyüyorum.. Zaten hayat da böyle bir şey..

REHA: Senin var mı bir sorun Aytek?

AYTEK: Hayır hiç sorum yok, arkadaşa katılıyorum.. (Gülüşmeler)

REHA: Peki, teşekkür ediyoruz.. Cemiyet hakkında birkaç kelime alalım senden..

EZGİ AKTAN: Cemiyet ile TEGV organizasyonunda tanıştım aslında.. O zaman işte web sayfanızı takip etmeye başladım.. “Aa ne kadar tatlılar!” dedim.. Aplikasyonu indiremedim henüz, işletim sistemini güncellememişim.. İndireceğim ilk fırsatta.. Seviyorum sizi!

REHA & AYTEK: Teşekkür ediyoruz..

EZGİ AKTAN: Ben teşekkür ederim..

Röportaj: Reha Özcan
Fotoğraflar: Aytek Teoman


[There are no radio stations in the database]