CEMİYET RÖPORTAJLARI: NEYSE

Tarih: 3 Temmuz 2017

Cemiyet Röpotajları’nda bu hafta, çocukluk yıllarından beri bir arada olan Deniz Ünlü ve Selim Kırılmaz‘ın oluşturduğu Neyse grubuyla sohbet ettik.. Evlerinin altındaki garaja koydukları enstrümanları çalmalarıyla başlayan ve bugüne kadar uzanan müzikal yolculuklarını tüm samimiyetleriyle anlattılar..

AYTEK: Öncelikle hoş geldiniz.. Aslında uzun yıllardır müziğin içinde var olan bir oluşumsunuz.. En başa dönüp, ekibin nasıl bir araya geldiğini öğrenelim sizden..

DENİZ ÜNLÜ: Epey eskiye dayanıyor.. Selim’le bizim ilk tanışıklığımız, temasımız, ana okuluna kadar gidiyor.. O sırada henüz müzik yapmıyorduk tabii. 13 yaşlarında gittikçe yoğunlaştı yakınlığımız. Geziyoruz tozuyoruz birlikte, spor yapıyoruz vs. derken, bu ortaklık, aynı müzikleri dinlemeye de götürdü bizi. Önceleri farklı şeyler dinliyorduk tabii. Birbirimize kendi dinlediğimiz şeyleri dinletiyorduk. Bir üçüncü arkadaşımız daha vardı, Aykut Akdağ. O da sıralarda yeni yeni gitar çalmaya başlamıştı. 17 yaşındaydık. O sıralarda; “Biz bunları birlikte dinliyoruz, niye çalmaya uğraşmıyoruz?” diyerek, müzik grubunu kurmaya  karar verdik. Bizim bir garaj stüdyomuz vardı evin altında. Ben davul aldım oraya. Selim de bas gitar çalmaya başladı. Sevdiğimiz şarkıları çala çala, o şekilde enstrümanları öğrenerek ilerledik. Sonrasında, olmaya başladığımızı hissettiğimiz dönemde gruba bir isim bulup Taksim’de barlarda çalmaya başladık. Pearl Jam, Muse, Incubus, Tool, Rage against the Machine gibi grupların şarkılarını coverladık.

REHA: Çocukluk döneminde kurulmuş bir ekip diyebiliriz o halde..

SELİM KIRILMAZ: “Nasıl bir araya geldiniz?”den Incubus’a kadar geldin..

(Gülüşmeler)

DENİZ ÜNLÜ: Bugüne kadar gelecektim aslında. Baktım gidiyorum, sustum..

AYTEK: Grubun ismi neden Neyse?

DENİZ ÜNLÜ: Grubun ismi, hm.. Ne anlamda soruyorsun?

AYTEK: Nereden esti yani?

DENİZ ÜNLÜ: İsim bulamamaktan ilk başta.. Dört kişi vardı grupta, isim olayını hep ertelemiştik aslına bakarsan.. Müzik yapıyorduk yani, isim düşünmüyorduk pek.. Önemli olan müzik yapmaktı lakin, artık bir barda çıkma durumu olunca bir isim koymanız gerekiyor. Sevmediğimiz bir şeydi yine de. Yaptığınız koskoca müziği, bir kelimeyle özetlemek gibi bir şey bu. Grubu temsil ederken bir şeyleri ıskalaması ihtimalini de doğuruyor bu.

REHA: Kaç gün sürdü mesela bu isim bulma meselesi?

SELİM KIRILMAZ: O süreç, son haftaya gelene kadar tıkandı hep.. İsim ararken, hep goygoya bağlanıyordu çünkü muhabbet.. Dedim ki yani bütün isimleri, sıfatları, tamlamaları denedik bir yere varamadık. “Yok mudur bir bağlaç, tümleç, neyse, oysa bir şey?” gibi bir laf etttim. Bir süre sessizlik oldu. “Neyse olabilir aslında” dedi Aykut. Çaresizce yani… Sonra zamanla alıştık “Neyse”ye.

DENİZ ÜNLÜ: İçerdiği anlamsızlıkla bir anlam da kazanmış oldu bir bakıma.

AYTEK: Peki, Neyse için tam anlamıyla ‘rocker’ bir oluşum mu diyebiliriz? Yoksa hani, tarz olarak tek bir kalıbın içine mi sığar Neyse? 

SELİM KIRILMAZ: En başından beri aslında hep batılı rock gruplarının şarkılarını coverlayarak müziği öğrendiğimiz için, rock evet, tamam.. Ancak buralara geldiğiniz zaman Balkan, Ortadoğu coğrafyaların müziği işin içine giriyor. Dolayısı ile rock müziğin ana vatanı sayabileceğimiz yerlerin doğusuna denk düşen coğrafyamızdaki seslere kulağı tıkamıyor oluşumuz bizi yaptığımız şekliyle bir rock müzik yapmaya itmiş oldu. Netice olarak çok da belli bir kalıp içinde olduğumuz söylenemez ama illa bir isim koyacaksak İstanbullu alternatif rock müzik diyebiliriz belki. Buralara dair ezgileri, hikayeleri de taşır bünyesinde. Öte yandan bize alternatif deniyordu mesela önceleri, sonra da indie denmeye başlandı. Halbuki biz hep aynı müziği yaptık. O tanımlamalar da zamanla değişebiliyor yani.

REHA: Indie konusunda bir kargaşa olduğu kesin.

DENİZ ÜNLÜ: Geçmişe göre o çizgiler artık çok flu hale geldi bence.. Yetmişlerde rock, rocktı, pop, poptu işte. Şimdi durum biraz daha karışık. Reggae ile hip-hop karışıyor, rock ile pop karışıyor. Rock ve elektronik müzik yine iç içe. Doğu müziği ve Batı müziği de birbirinden besleniyor baktığınızda. Enstrüman burada çok belirleyici unsur ama melodisel öğeler çok fark edebiliyor. İkinci albümümüzde bir şarkımız var mesela, batı rock diyebilirsin onun için, bir diğeri rock müzikten çıkıp ezgisel olarak Ortadoğu’ya doğru yöneliyor hissiyat olarak. Ud var şarkıda. Dolayısı ile birçok farklı yere dokunabilme potansiyeli var artık müziğin.

AYTEK: İlk resmi çalışmanızın, bir araya gelmenizden çok sonra ortaya çıktığını görüyoruz.. Nedendir?

SELİM KIRILMAZ: Planlı birşy değildi. Hazır hissetmeden, yapmış olmak için bir şey yapmak istemedik sanırım. İlk olarak, 2009’da bir single olarak, “ Yapma Meydan”ı yayınlamıştık. O zamana kadar az önce bahsettiğimiz grupların şarkılarını coverlıyorduk. Onları çaldığımız zaman aldığımız keyfin uzağına düşmeyecek bir keyif almak istedik kendi şarkılarımızı çalarken de.. Müzik dışında başka işlerle uğraşıyor olmamızın da etkisi var.. Hiç tam zamanlı müzisyen olmadık aslında..

DENİZ ÜNLÜ: Doğru, 2000 yılında henüz müzisyen değilken bir araya geldik bir müzik grubu olarak, ama müzik grupları genelde bir araya geldiklerinde enstrümanlarını çalabiliyor olurlar. Bizim bu anlamda bir pişme sürecimiz oldu. Kurulduktan dört sene sonra sahne alabildik mesela. Sahnedeki pişme süreci de ihtiyacımız olan bir şeydi. O şarkıları çalmak, onlardan ilham almak vs. Selim’in dediği gibi; yaptığımız bestelerin, dinlediğimiz şeylere en azından ucundan dokunabilme hissiyatı bizim için önemliydi. Bu özgüveni hissettiğimizde ve doğru zaman olduğuna inandığımızda o yola çıktık. Normal geliyor bana. Beş sene önce yapsaydık, belki de moralimiz bozulacaktı aldığımız tepkilerden dolayı.

SELİM KIRILMAZ: Cover hadisesinden kopmamız zaman aldı tabii. Bizim öğrenme sürecimizde hep cover işi vardı.

DENİZ ÜNLÜ: Birçok vokalistten bir şeyler öğreniyorsun Selim’in söylediği gibi.. Ben de davulculardan bir şeyler kaptım ve kapıyorum.. Çekirdekten geldiğimiz için, o karakter de yavaş yavaş oturuyor elbette. Karakterin oturduğunu hissettiğimizde de beste olayına giriştik..

SELİM KIRILMAZ: Bu arada, muhabbetin böyle uzaması sizin için problem mi?

REHA: Büyük problem!

AYTEK: Çok rahatsızız durumdan..

REHA: Hayatımda çok fazla röportaj yapma fırsatı yakaladım, baya kuzu kuzu dinliyoruz sizi. O kadar güzel anlatılıyor ki hikaye.

AYTEK: E hadi devam edelim o zaman. İki albüm arasında çok kısa bir boşluk yok yine. Yine uzunca bir süre var aslında. O arada neler birikti? İkinci albümün doğum sürecinden bahsedelim istiyorum.

DENİZ ÜNLÜ: İlk albümden sonraki süreçte onun bir yükselişi var, konserleri var, konserlere hazırlanma safhası var. Programlara katılmak, bir şekilde grubun tanıtılması gibi etkenler yani. Bu süreç en az 1,5 sene sürüyor. O sırada yeni bir albüm çalışmasına kapanamıyorsunuz. Derken bir proje oluyor; albümdeki şarkıların akustik versiyonlarını yapmak istiyorsunuz. Ona da bir beste yapacak kadar vakit ayrılıyor yeri geldiğinde. Sonrasında cover projelerimiz oldu. Bu sefer kimi Türkçe şarkıların özgün coverlarını yapıyorduk. Hem sahnede, hem katıldığımız programlarda çalabilmek adına birçok cover parça yaptık. Onların da hakkını verebilmek için ciddi emek sarf etmek gerekiyor. Yaklaşık olarak üç yılımız bu şekilde geçti. Bir yandan Selim doktora yapıyor, ben ses mühendisliği yapıyorum. Bu yoğunluk da biraz zamanımızı aldı tabii. Son iki sene nispeten daha yoğun kapanabildik ikimiz, albümü en güzel şekilde yapmaya odaklandık.


AYTEK: Genel manada karanlık bir albüm imajı var ortada. Nasıl tarif edersiniz bunu?

SELİM KIRILMAZ: İlk albüm 2011’de yayımlandı, o zamandan bu zamana, hep beraber kararan bir ortamda bulduk kendimizi ülke olarak ve dünya olarak. Gördüğünüz bu dramatik şeylerden etkileniyorsunuz doğal olarak. Çevremizdeki müzisyen olan olmayan arkadaşlarımız da aynı fikirdeler herhalde ki hep beraber bir karardık aslında. Bakarsınız bir sonraki albüm daha açık renkli olur..

REHA: Sislerin ardından doğan güneş gibi.

AYTEK: Arka arkaya iki video klip çalışması geldi.. Birbirini tamamlayan iki hikaye diyelim.. Ne amaçlandı tam olarak?

SELİM KIRILMAZ: Can Fakıoğlu ilk videomuzu da yapan kişidir aslında. Sonrasında yine birkaç şarkımızın video kliplerini yine o yaptı. Siyah, Devran, Durduramayacaklar, Yapma Meydan. Çok uzun zamandır tanıdığımız bir yönetmen arkadaşımız olduğu için zaten hiç bize uygun olmayan bir şey yapar mı diye düşünmedik. Bize fikirlerini anlattı, biz de “tamam, beraber yürüyelim” dedik. Videoların içeriğine neredeyse hiç müdahalemiz olmadı. Son çalışmalar için evet ikili hikaye diyebiliriz. Para, savaş, çocuk imajları arasında dönen bir kurgu dünya. Dizi-video güzel bir fikirdi. Can adına söyleyebileceklerim bu kadar sanırım. Onun adına daha fazla konuşmuş olmak istemem.

DENİZ ÜNLÜ: Video klipler kendilerini anlatıyorlar zaten. Can ile en başta toplanıp şarkılar üzerine konuşma durumumuz oldu. Can zaten dinlediğinde, sözleri okuduğunda kafasında bir dünya oluşuyor.

REHA: Ve son sorumuz.. Neyse grubu, en son ne için pişman oldu?

DENİZ ÜNLÜ: Grup olarak mı?

AYTEK: Organize halde!

REHA: Organize olarak pişman olduğunuz bir olay var mı?

SELİM KIRILMAZ: Abi o son albümü yapmayacaktık?

DENİZ ÜNLÜ: Hiç tanışmayacaktık..

REHA: Şu barda da çalmasaydık falan gibi de olabilir mesela..

DENİZ ÜNLÜ: Ya tabii pişmanlığı olabiliyor insanın verdiği kararlara dair. Her karar bir başka pişmanlığı doğurduğu için, biraz onu düşünmemeye programlanıyor insan galiba. Ayrışan yollar oluyor , birini seçeceksin işte, bilemiyorsun. Tam olarak pişmanlık denemez belki ona. “Ne olabilirdi?” merakı denebilir belki daha ziyade.

REHA: Peki, çok teşekkürler..

DENİZ & SELİM: Biz teşekkür ederiz asıl.


Röportaj: Aytek Teoman & Reha Özcan

Fotoğraflar: Reha Özcan


[There are no radio stations in the database]