Cemiyetle Yaşamaya Dair

Tarih: 10 Şubat 2017

Yazar: @MesutAKBAS74

‘Yaşamak şakaya gelmez… Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın.’ 

Her Perşembe 03.00’te cemiyeti dinler gibi mesela!

Yaşıyoruz, acısıyla tatlısıyla, kederiyle ahıyla, pişmanlığıyla ve yalnızlığıyla her an her dakika yaşıyoruz. Nefes alışımız her ne kadar bilimsel bir eylem olsa da sanki zorunluluk gibi hissediyoruz bazen ya da yıllardır süre gelen bir gelenek gibi gerçek amacını yitirmiş, alınması gerektiği için nefes alıyor gibiyiz.

Yalnızız, insanlardan uzaklaşmak, mutlu olmayı beklemek, kendimizi tanımak, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde yalnızız. Bu, bulunduğumuz ve yaşadığımız çağı sanki bizi yalnızlığımıza ittiğini düşünüp kabulleniyoruz. Yalnızlığımızı kabullenip bunu kimseyle konuşmuyoruz.

Ben bunları düşünürken, bir gece yaşayan insan olarak, bir gece yarısı programına denk geliyorum. PİŞMAN İNSANLAR CEMİYETİ. Sonra cemiyeti bir tanımlama ihtiyacı veya gereksinimi duyuyorum içten içe.


Yaşıyorum, yalnızım, pişmanım ve cemiyetteyim! Cemiyeti şu duygularla tanımlamalardayım yayına başladığı ilk günden beri… ‘Nefret etmeyi’ sevmeyen biri olarak bilinçsiz ego ve samimiyetsizlik olmasa dünya daha güzel bir yer olacakmış gibi geliyor, bu ikisi, nefret kokusu oluyor bende. Bu ikisini ve cemiyeti birleştirebileceğimi düşünüyorum.

6 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya atom bombası atılmış ve bunu duyduğumuzda aklımıza gelen görüntü, patlama anında oluşan patlama bulutu. Ego ve samimiyetsizlik de böyle yayılıyor dünyaya sanki ve bu beni üzgün kılıyor. 6 haftalık cemiyet programından sonra sanki benim için dünya egodan ve samimiyetsizlikten ya da sen her ne diyorsan buna, kötülük veya başka bir şey, bu patlama bulutu olan şey, bir zaman sarmalı gibi geri akmaya başlıyor ve dünya daha güzel, daha yaşanılacak bir yer olmaya başlıyor.

Onur Ünlü ’nün de dediği gibi; “Samimi Olmak En Güzel Keramettir. Bırakın Uçmak Kuşlara Münhasır Olsun.”

CEMİYETLE KALIN…


[There are no radio stations in the database]