18 MART 1915: DÖNMEYİ DÜŞÜNMEYENLERİN TÜRKÜSÜ..

Tarih: 18 Mart 2018

103 sene önce..
Savaş istatistiklerine göre metrekareye 6000 mermi düşüyordu.
Bu oran, dünya savaş tarihinin en yüksek oranıydı.

Savaş alanında havada çarpışarak yapışmış bir çok mermi bulundu ve havada iki merminin çarpışma ihtimali 600 milyonda 1 idi.
Oysa savaş için gereken mühimmatların birçoğu, düşmandaydı..

Binlerce çocuktular.

Ailelerinin biricik oğulları, oğulların cennet kokulu anaları, kızların kahraman babaları, en yüce sevda hikayelerinin sahipleriydiler.
Topla, tüfekle, sırtlarında mermilerle kilometrelerce yürüyorlardı.
Düşman safhası gücün elle tutulur olmadığını henüz bilmiyordu.
Ruhları bir, inançları tamdı; baş komutanları sayesinde tarihe altın harflerle gerçek bir destan kazıyacaklardı.

 

 

Daha önce Çanakkale Boğazı önüne gelmiş olan İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan güçlü bir donanma, Türk mevzilerini yoğun bir top ateşine tuttuktan sonra Boğazı geçme girişiminde bulundu.

Fakat Seyit onbaşının 275 kiloluk 3 büyük mermiyi topun ağzına sırtında taşıyarak sürebileceğini, Türk askerinin topraklarını ve insanını kanlarının son damlasına kadar koruyacağını, Nusret mayın gemisinin ise Çanakkale Boğazı’nı ustaca mayınlayabileceğini tahmin etmiyorlardı.


Topçu ateşi ve mayınlar nedeniyle düşman gemilerinin bir bölümü battı, bir bölümü de savaşamayacak derecede ağır yaralar aldı. Bu durum, düşmanlar için bir felaket oldu.

 

 

Bunun üzerine Çanakkale Boğazı’nın denizden geçilemeyeceğini anlayan düşmanlar, Mart 1915’te Gelibolu Yarımadası’na asker çıkararak , burayı işgâl edip böylece Çanakkale’yi denetimleri altına almayı planlıyorlardı.

 

Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence, zulüm ve dumdum kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler. Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya bırakıp bize haber verdiler. Burada hiçbirimizin, Türklere karşı büyük bir düşmanlık beslediğini sanmıyorum…
Avustralyalı bir albay’ın  ülkesine mektup olarak gönderdiği “Siperlerdeki Yaşam ve Türkler” yazısından.

 

Harpte gün geçtikçe daha da artan kayıplar, nüfusun tükenmekte olduğu korkusunu doğurmuş ve savaşan askerler memleketlerine hem ailelerini görebilmeleri, hem de nüfusu çoğaltmaları için gönderilmişlerdi.
İtilaf Devletleri’nin kara çıkartmasına başlamalarıyla birlikte cephede takviye kuvvetlere ihtiyaç duyuldu..

Sultan V. Mehmed Reşad, bu sebeple, 27 Mayıs 1915’te bir emir yayınlayarak lise öğrencilerini de cepheye çağırmak zorunda kaldı..

1 Haziran 1897 ile 22 Mayıs 1899 arasında doğan ve 15 yaş üstünde eli silah tutan binlerce genç bahadır; Balıkesir, Bursa, Kütahya, Adapazarı, Aydın, Muğla ve Konya’dan cepheye getirildi.

 

 

İşte tam bu sırada..
Bedenleri küçük, yürekleri büyük askerlerimizin ardından..
Bu hikayeyi hiç bilmeyenlerin, şimdilerde oyun havasıymış gibi el çırptığı Hey Onbeşli türküsü yakıldı.
Üzümle ve hoşafla doyuyorlardı.
Hasretlerini, açlıklarını, hayallerini ve yarım kalan hayatlarını yalnızca onları tanıyanlar bilebildiler.
Geri dönmeyi düşünmediler.
O liseler, o sene, hiç mezun vermediler..

 

 

Ve o çocuklar, kendinden kat kat güçlü düşman kuvvetlerine karşı Anafartalar’da, Arıburnu’nda ve Conkbayırı’nda yaptığı kahramanca direnişle bütün dünyaya Mustafa Kemal Paşa’nın, Türk milletinin ve ordusunun gücünü gösterdi.

 

Ölü askerleri vardı; 15, 16, 17 yaşlarında asker çocuklar.. Tanrı sizi inandırsın ki gülüyorlardı!
İlk defa o gün, kaybedeceğimizi hissettik..
Bir İngiliz subayın not defterinden.

 

103 sene önce..
Ancak korkusuz bir komutanın yiğit ordusu ve onlara inanan vatan sevdalısı bir millet sayesinde..
”Çanakkale geçilmez!” oldu.

 

 

Çanakkale’deki onurlu delikanlılara..
Kadınlara..
Ana hatunlara..
Ve yurdun her yanında savaşmış, hala savaşmakta olan bütün askerlere..

“Onbeşlilere”,  gazilere ve tüm şehitlerimize..
Pek tabii O’na; her geçen gün artan minnetle.

Yüzyıllarca.

 

Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir.
Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur!

Mustafa Kemal Atatürk


[There are no radio stations in the database]