Otuzlu Yaşların Ortasında Bir Adam

Tarih: 9 Şubat 2017

Otuzlu yaşların ortasında bir adamdı.

Geçmişine bağımlı yaşamayı tercih etmezdi, önüne bakmayı severdi..

Geçmişinde olan bitenlerin, geleceğine dair etkilerini pek düşünmezdi..

Haklıydı belki de.. Geçmişte ne olmuşsa olmuştu.. Bugün yaşadıklarını önemsiyordu..

Elbette, insanlık hali, ara sıra kafasını çevirip arkaya bakıyordu..

Omurgasında bir baskı hissediyordu.. Tanımlayamadığı bir yük..

“Pişmanlık” dedi.. En çok ona benzetti bu hissi.. 

Aslında pişmanlık hiç ona göre değildi, ruhuna aykırıydı.. Ne olmuşsa olmuştu işte.. 

Kafasını tekrar önüne çevirdiğinde, klişe tabirle, film şeridiyle yüzleşti..

“Pişmanlık, zayıf insanların işidir” diyen adam, ensesinden sırtına doğru akan soğuk teri dibine kadar somut bir biçimde hissediyordu.

Pişmanlığa bakış açısı değişiyordu o saniyelerde.. Hatta, “Bazı pişmanlıklar, tekrar edilecek kadar güzeldir” diye mırıldandı, istem dışı..

Duygu karmaşası içindeydi.. 

Yaşadıklarından, yaptıklarından, tercihlerinden dolayı pişman mıydı, değil miydi? Yine olsa, yine yapar mıydı? Yoksa bu kez farklı davranır, farklı seçimler mi yapardı?

Yoksa, gerçekten, bazı pişmanlıklar, tekrar edilecek kadar güzel miydi? Veya aynı riskleri bir kez daha göze alabilir miydi? 

Karmakarışık ruh hali içinde, silkelenip aklını topladı.. “Hayır” dedi içinden.. “Göze aldığım, yaptığım, tercih ettiğim hiçbir şey için pişman değilim.. Ben buyum” dedi.. Pişmanlığı reddetti ve yürümeye devam etti..

Bu denli böbürlenip; “Pişman değilim” diyen o kibirli adam, şu an bu satırları yazarken düpedüz yalan söylüyordu.

Aytek Teoman



[There are no radio stations in the database]