Uçmayı Hatırlamak

Tarih: 9 Şubat 2017

Yaşantısal olarak az bir süre olsa da,
Düşünsel yaşantım nasıl anlatılır?
Duygular, hissedilenler vb. eylemler.

Neyse,

Biraz daha masalsı anlatırız belki bu sefer…
Biriyle tanıştım, bir zamanlar.
Az sürede, çok iyi tanıdım galiba.
Nasıl anlatsam size onu..?
Belki Kars Dağı’nda bir papatya…
Güneş sarısı değildi ama saçı,
Hayat sarısıydı o zamanlarda.

Aşık mı oldum bilmiyorum ama,
Çok sevdiğimiz aşikardı.
Biz ‘bir’ olduk bir ara…
Sonra bir Woolf geldi.
Uzaklaştırdı beni ondan, dağlar ardına.

Gördük – Sevemedik,
Sevdik – Göz görmedi,
Ulaşmak istedik – o yoktu.

Birkaç yıl geçti bu zaman arasında…
Bilmeden gittim bir süre sonra karşısına.
O baktı , ben sarıldım.
Ben sarıldım, o kokladı kokumu.
Çölde karşılaşana iki kutup ayısıydık o ara.

Dedik ki;
Bir halden bir bilmeze düştük…
Geceleri sabaha devirdik,
İçimizde yaşadık sabahı.

Sonra…

Ben dedim; “Uçayım Kaf Dağı’na!”
O dedi; “Dağ, Woolf’un Sarayı’nda..”
Üzüldük, bekledik yine…
Seslendi Kaf Dağı’ndan… “Gel artık!”
Bu sefer kuşun kanadı kırık.

Üzüldük yine, beklemedi ama kimse bu sefer.
Kuş kanat yaptı kendine; “Uçuyorum!” dedi.
Kaf Dağı duymadı bile onu.
Böyle de gider belki sonu.

Masallar mutlu biter tüm sonlarında…
Bu masal bitmedi umduğumuz gibi galiba.
Bence, yazılmalı buna bir mutlu son da…
Kuş öldü, sen uçuşu hatırla!

 


[There are no radio stations in the database]